Translate

29 Mart 2013 Cuma

İyiliğin üç güzel günü

1-3 NİSAN TARİHLERİ ARASINDA 
SADECE 1 KİŞİYE 1 İYİLİK YAPIYORUZ...
*

Ve sonrasında her ayın ilk üç gününü
iyiliğin üç güzel günü olarak değerlendiriyoruz.

Hiç tanımadığımız bir kişiye
karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz
bir iyilik yapacağız...
Küçücük iyiliklerle
büyük güzellikler yaratmak hepimizin elinde...

26 Şubat 2009 Perşembe

Her ayın üç güzel günü olsun mu?


Her ayın ilk üç gününde kelebek oluyoruz...

Bu günlerde hiç tanımadığımız bir kişiye, hiç beklemediği bir iyiliği yapacağız...
Hiç karşılıksız, hiç koşulsuz, hiç beklentisiz...
O gün "hiç" olacağız...
O gün kelebek olup, kelebek etkisi yaratacağız...

Hiç kelebek oldunuz mu ?


Bir kelebeğin hayatımız üzerinde çok büyük etkileri olabileceğini hiç düşündünüz mü ?
Bu soru ile karşılaşan ve “kelebek etkisi” kavramını bilmeyen bir kişinin vereceği yanıtı tahmin edebiliriz.

- Kelebeğin hayatımıza ne etkisi olabilir ki ?
- Pek çok etkisi olabilir. Örneğin dün çatıları uçuran fırtına evvelki ay Pekin' de kanat çırpan kelebek yüzünden çıkmış olabilir.
- Bu kadar da abartı olmaz yani.

Bu ilk bakışta gerçekten de büyük bir abartıdır.
İlk bakışta diyorum, çünkü ilk bakıştan sonra gelen derin düşünceler ve matematiksel veriler böyle bir abartıyı olası kılıyor.

Önce kelebek etkisi kavramının nereden kaynaklandığını anlatalım, sonra da ne yaparak kelebek olabiliriz onu anlatalım.
Bir sistemin başlangıç verileri üzerinde yapılan çok küçük değişikliklerin büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurabilmesi olasılığına "kelebek etkisi" deniliyor.
Küçük etkilerin umulmadık ve çok büyük sonuçlar doğurabileceği, Edward N. Lorenz’ in hava durumu ile ilgili yaptığı bir hesaplama ile örneklendi ve literatüre “kelebek etkisi” olarak girdi.
Lorenz hava durumuyla ilgili bir çalışmasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullandı. Bir sonraki hesabını ise bu sayının sadece virgülden sonraki üç rakamı kullanarak (0,506) yaptı. İki sayı arasında sadece 1/1000’ lik bir fark oluştu. Yani etkiyi sadece binde bir oranında azaltmış oldu. Bunu da kelebeğin kanat çırparak yarattığı hava akımına eşit olduğunu varsaydı.
Bu kadar küçük bir değişiklikle, birinci sonuçla ikinci sonuç arasında çok büyük farklılıklar olduğunu saptadı.
Bu matematiksel işlemi “kelebek etkisi” olarak adlandırdı. Lorenz’ in düşüncesine göre Amazon ormanlarında kanat çırpan bir kelebek Avrupa’ da bir fırtınaya neden olabiliyor.
Lorenz “kelebek etkisi kavramını” Rastlantı ve Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) şöyle açıklıyor:
Bir kele­beğin kanat çırpmaları bile belli bir süre sonra atmosfe­rin durumunu tümüyle değişti­rebilir.
James Gleick ise Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) kelebek etkisini şöyle tanımlamış:
Bugün Pekin’ de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York’ da fırtına sistemlerine dönüşebilir.

Bilim adamları bir kelebeğin kanat çırpışlarının hayatımız üzerinde çok büyük etkiler yaratabileceğini (kısaca) bu şekilde açıklamışlar.

Bilim kelebek etkisini anlatırken, kelebekler nelere yol açtıklarını düşünmeksizin kanatlarını çırparken, biz de nasıl kelebek olunacağını anlatalım.

Nasıl kelebek olabiliriz ?

Kelebekler kısacık ömürlerinde kanatlarını çırparlarken nelere yol açtıklarını, neler yaratabildiklerini düşünüyor ya da biliyorlar mı, bu bilinmez. Ama bizim bildiğimiz bir şey var “kelebek etkisi” diye bir kavram vardır ve bizler yaşam içinde sürekli olarak bu etkileri oluştururuz.

Bir sabah evimizden çıkıp, ilk karşılaştığınız komşumuza "bu sabah çok güzel görünüyorsunuz" dediğimizde acaba nelere yol açabiliriz ?

Bu iltifata memnun olan komşumuz iş yerine neşeyle gitse ve iş arkadaşlarına coşkulu bir günaydın dese, bu coşku işyerindeki tüm insanları sarmalasa ve huzurlu bir işgünü geçirseler, bir kişi de bize gelip "aslında bu huzuru sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Aynı iş yerindeki iki kişi arasındaki buzlar bu coşkunun sıcaklığı ile erise ve güzel bir dostluk kursalar birisi bize gelip "bu dostluğu sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Peki, ya bunun tersi olursa ?

Bir sabah evimizden çıktığımızda karşılaştığımız komşu ile basit bir nedenle tartışsak... Komşumuzun işyerinde bu öfkeye bağlı huzursuzluklar yaşansa, iki iyi dost bu huzursuzlukla tartışsa ve dostlukları bitse...Biri bize gelse; bu kavgayı sen çıkarttın dese inanır mıyız ?

Her iki duruma da inanmalıyız. Biz bir etki yarattık ve bu etkinin sonuçları başka yaşamları iyi ya da kötü etkiledi.

Her insan bu tür "çok küçük etkileşimlerden" dolayı güzel ya da kötü bir gün geçirir.

Verdiklerimiz çok basit örnekler. Çok daha karmaşık etkiler de yaratabiliriz. Biz karmaşık etkiler yaratabildiğimiz gibi başkalarının yarattığı karmaşık etkilerden de son derece etkileniriz.

Hayatınızı şöyle bir düşündüğünüzde çok küçük olayların sizin hayatınızda büyük etkiler yaratmış olduğunu görürsünüz.

Örneğin; mesleğinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizde bu etkiyi yaratan kimdi ve nasıl yarattı ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; eşinizi ya da sevgilinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizi ilk karşılaştıran kelebek etkisi neydi ? Bunu aranızda hiç konuştunuz mu ?

Örneğin; maddi durumunuza (iyi ya da kötü) neden olan ilk olay neydi ve bu olayın başlangıç etkisini kim yaratmıştı ? Bunun muhasebesini hiç yaptınız mı ?

Örneğin; diktiğiniz (ya da diktirdiğiniz) bir ağaç insanları, hayvanları, havayı, suyu... Yani tüm çevreyi nasıl etkiliyor ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; bu sabah size iyi ya da kötü davranan "ilk kişi" hayatınızı nasıl etkiledi ? Bunu gözlemler misiniz ?

Bizler işte bu düşünceden yola çıkarak 2008 yılında 1-3 Mart tarihleri arasında bir iyilik zincirine katıldık ve fırtınalar olmasa bile, rüzgarlar yaratabildik. Yarattığımız rüzgarların, meltemlerin, poyrazların etkilerini yaşayanların kendi kalemlerinden daha sonra paylaşacağız.

Bu güne kadar pek çok küçük iyilik yaptık...
Yaptıklarımız çok basit iyiliklerdi.
Bundan sonra yapacaklarımız da çok basit iyilikler olacak.


İstenilen şey çok basit:Herkes aynı gün içinde
Hiç tanımadığı bir insana
Hiç karşılıksız
Hiç koşulsuz
Hiç beklentisiz küçük bir iyilik yapacak…

Şimdiden not alın, şimdiden iyilik düşünmeye başlayın (iyilik düşünmenin ne kadar zor olduğunu göreceksiniz).

Her ayın ilk üç gününde bir kişiye (isterseniz bir-kaç kişiye), hiç tanımadığınız bir insana küçük bir iyilik yapacaksınız.

Karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz küçük bir iyilik...

Kelebek olun...
Kelebek etkisi yaratın...
Ve bizimle paylaşın...

Tüm kelebeklere sevgiyle , saygıyla...

19 Nisan 2008 Cumartesi

Lorenz ve kelebek olmak...

2008 yılı 16-18 Nisan tarihleri arasında iyiliğin üç günü etkinlikleri sürerken, bize ilham olan "kelebek etkisi" kavramını ortaya atan bilim adamı Edward N. Lorenz' in 17 Nisan günü hayata gözlerini yumduğunu öğrendik.
Bizler tesadüflere inanmayız.
Bu kez de inanmadık ama bu kesişmeye de çok şaşırdık.
Lorenz' i bilim dünyasına katkılarından dolayı sevgiyle, saygıyla ve rahmetle uğurluyoruz.
Haberin ayrıntılarını verdiğimiz linkte okuyabiliriniz.

8 Mart 2008 Cumartesi

Teşekkür ediyoruz

Her ayın ilk üç günüde yapılan iyilik zincirine katılan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Yakında iyilik günlerine ait kısa öyküleri derleyip yayınlamaya başlayacağız. Öykülerle birlikte neden bu güne ihtiyaç duyduğumuzu ve iyiliğin ne olduğunu da anlatacağız.
Bu güzellikleri paylaşan tüm dostlara sevgilerimizi, minnetlerimizi ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Şimdi....
Siz de "iyiliğin bir günü" zincirine hazır mısınız ?
Ve siz...
Kelebek olmayı hiç düşündünüz mü ?
Haydi, bir kelebek olun ve bir kanat çırpışınızla iyiliğin, güzelliğin, sevginin etkisini, fırtınasını yaratın...

26 Şubat 2008 Salı

İyilik ve Sevgi Günleri

Hepimiz biliriz ki; yaşamda her an her şey değişebilir…
Dünyada
Her an bir savaş çıkabilir…
Her an bir insan işkenceyle öldürülebilir…
Her an bir çocuk açlıktan ölebilir…
Her an bir aile, bir trafik kazasında yok olabilir…
Şu anda dünyanın bir köşesinde şiddetli bir depremden binlerce insan ölüyor olabilir.
Az sonra hayatımızı tamamen değiştirecek bir olay yaşayabiliriz…
Az sonra tüm dünyamız tamamen değişecek olabilir…
Gelin, bir şeyler değişmeden biz bir şeyler yapalım…
BİR İYİLİK YAPALIM… Çevremize bir damla sevgi verelim...
----
HER AYIN İLK ÜÇ GÜNÜNDE
Dilerseniz bir gün
Dilerseniz üç gün boyunca
Dilerseniz bir kişiye
Dilerseniz üç kişiye
Hiç tanımadığınız, hiçbir beklentinizin olmadığı, bir daha karşılaşma olasılığınızın çok düşük olduğu bir insana
Hiç beklemediği bir iyilik yapın.
Dünyamıza üç günlük güzellik verelim…
Hiç tanımadığınız bir insana yapacağınız iyiliğin size dönüşünü hep birlikte izleyelim…
Neler yapabiliriz ?
Yapacağınız iyiliğin bir maddi değer taşıması gerekmiyor.
Sadece küçük bir iyilik yapacaksınız.İnsanlara hiç beklemediği bir anda, hiç beklemediği bir güzellik sunacaksınız…
Yaşlı bir insana eşyalarını taşıması için yardım edebilir ya da evini temizleyebilirsiniz..
Kimsesiz bir kişiye ihtiyaç duyduğu bir şeyi sunabilirsiniz…
Bir çocuk yuvasına gidip bir çocuğun bir günlük oyun arkadaşı olabilirsiniz…
Bir huzur evine gidip kimsesiz bir yaşlının sohbet arkadaşı olabilir, parkta bir gezintiye çıkartabilirsiniz…
Sevgiye ihtiyaç duyan bir kişiye sevginizi, ilginizi sunabilirsiniz…
Maddi zorluk içinde olan bir kişiye maddi bir destek verebilirsiniz…
İlaca ihtiyaç duyan bir kişinin ilacını temin edebilirsiniz…
Kendisini yalnız hisseden bir kişiye yalnız olmadığını hissettirebilir ona küçük bir umut olabilirsiniz…
(Başka ne tür iyilikler düşünüyorsanız bize iletin, hep birlikte önerelim)
Üç gün içinde sadece bir insana, dilerseniz her gün bir insana iyilik yapabilirsiniz...
Dilerseniz daha çok kişiye yapın, ama bu iyilikten hiçbir beklentiniz olmasın…
Yapın ve unutun…
Yaşadıklarınızı bizimle paylaşın.
Hep birlikte dünyaya sevgi dağıtalım….
Sadece bir insana iyilik yapmanızı istiyoruz.
Dünya’ yı hep birlikte, sadece bir insana iyilik yaparak değiştirebiliriz…
İyilik hareketine siz de katılın…
Her ayın ilk üç gününde bir yudum sevgi verin.
Sevginizin size dönüşünü hep birlikte izleyelim.
***
İyilik öykünüzü halukzeki@yahoo.com adresine gönderin, hep birlikte paylaşalım.
Bu mesajı ekrandan kopyalayıp mail yoluyla daha çok kişiye ulaştırabilir ve sevgi zincirini büyütebilirsiniz...

Sevgilerimizle...