Translate

26 Şubat 2009 Perşembe

Hiç kelebek oldunuz mu ?


Bir kelebeğin hayatımız üzerinde çok büyük etkileri olabileceğini hiç düşündünüz mü ?
Bu soru ile karşılaşan ve “kelebek etkisi” kavramını bilmeyen bir kişinin vereceği yanıtı tahmin edebiliriz.

- Kelebeğin hayatımıza ne etkisi olabilir ki ?
- Pek çok etkisi olabilir. Örneğin dün çatıları uçuran fırtına evvelki ay Pekin' de kanat çırpan kelebek yüzünden çıkmış olabilir.
- Bu kadar da abartı olmaz yani.

Bu ilk bakışta gerçekten de büyük bir abartıdır.
İlk bakışta diyorum, çünkü ilk bakıştan sonra gelen derin düşünceler ve matematiksel veriler böyle bir abartıyı olası kılıyor.

Önce kelebek etkisi kavramının nereden kaynaklandığını anlatalım, sonra da ne yaparak kelebek olabiliriz onu anlatalım.
Bir sistemin başlangıç verileri üzerinde yapılan çok küçük değişikliklerin büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurabilmesi olasılığına "kelebek etkisi" deniliyor.
Küçük etkilerin umulmadık ve çok büyük sonuçlar doğurabileceği, Edward N. Lorenz’ in hava durumu ile ilgili yaptığı bir hesaplama ile örneklendi ve literatüre “kelebek etkisi” olarak girdi.
Lorenz hava durumuyla ilgili bir çalışmasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullandı. Bir sonraki hesabını ise bu sayının sadece virgülden sonraki üç rakamı kullanarak (0,506) yaptı. İki sayı arasında sadece 1/1000’ lik bir fark oluştu. Yani etkiyi sadece binde bir oranında azaltmış oldu. Bunu da kelebeğin kanat çırparak yarattığı hava akımına eşit olduğunu varsaydı.
Bu kadar küçük bir değişiklikle, birinci sonuçla ikinci sonuç arasında çok büyük farklılıklar olduğunu saptadı.
Bu matematiksel işlemi “kelebek etkisi” olarak adlandırdı. Lorenz’ in düşüncesine göre Amazon ormanlarında kanat çırpan bir kelebek Avrupa’ da bir fırtınaya neden olabiliyor.
Lorenz “kelebek etkisi kavramını” Rastlantı ve Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) şöyle açıklıyor:
Bir kele­beğin kanat çırpmaları bile belli bir süre sonra atmosfe­rin durumunu tümüyle değişti­rebilir.
James Gleick ise Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) kelebek etkisini şöyle tanımlamış:
Bugün Pekin’ de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York’ da fırtına sistemlerine dönüşebilir.

Bilim adamları bir kelebeğin kanat çırpışlarının hayatımız üzerinde çok büyük etkiler yaratabileceğini (kısaca) bu şekilde açıklamışlar.

Bilim kelebek etkisini anlatırken, kelebekler nelere yol açtıklarını düşünmeksizin kanatlarını çırparken, biz de nasıl kelebek olunacağını anlatalım.

Nasıl kelebek olabiliriz ?

Kelebekler kısacık ömürlerinde kanatlarını çırparlarken nelere yol açtıklarını, neler yaratabildiklerini düşünüyor ya da biliyorlar mı, bu bilinmez. Ama bizim bildiğimiz bir şey var “kelebek etkisi” diye bir kavram vardır ve bizler yaşam içinde sürekli olarak bu etkileri oluştururuz.

Bir sabah evimizden çıkıp, ilk karşılaştığınız komşumuza "bu sabah çok güzel görünüyorsunuz" dediğimizde acaba nelere yol açabiliriz ?

Bu iltifata memnun olan komşumuz iş yerine neşeyle gitse ve iş arkadaşlarına coşkulu bir günaydın dese, bu coşku işyerindeki tüm insanları sarmalasa ve huzurlu bir işgünü geçirseler, bir kişi de bize gelip "aslında bu huzuru sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Aynı iş yerindeki iki kişi arasındaki buzlar bu coşkunun sıcaklığı ile erise ve güzel bir dostluk kursalar birisi bize gelip "bu dostluğu sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Peki, ya bunun tersi olursa ?

Bir sabah evimizden çıktığımızda karşılaştığımız komşu ile basit bir nedenle tartışsak... Komşumuzun işyerinde bu öfkeye bağlı huzursuzluklar yaşansa, iki iyi dost bu huzursuzlukla tartışsa ve dostlukları bitse...Biri bize gelse; bu kavgayı sen çıkarttın dese inanır mıyız ?

Her iki duruma da inanmalıyız. Biz bir etki yarattık ve bu etkinin sonuçları başka yaşamları iyi ya da kötü etkiledi.

Her insan bu tür "çok küçük etkileşimlerden" dolayı güzel ya da kötü bir gün geçirir.

Verdiklerimiz çok basit örnekler. Çok daha karmaşık etkiler de yaratabiliriz. Biz karmaşık etkiler yaratabildiğimiz gibi başkalarının yarattığı karmaşık etkilerden de son derece etkileniriz.

Hayatınızı şöyle bir düşündüğünüzde çok küçük olayların sizin hayatınızda büyük etkiler yaratmış olduğunu görürsünüz.

Örneğin; mesleğinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizde bu etkiyi yaratan kimdi ve nasıl yarattı ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; eşinizi ya da sevgilinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizi ilk karşılaştıran kelebek etkisi neydi ? Bunu aranızda hiç konuştunuz mu ?

Örneğin; maddi durumunuza (iyi ya da kötü) neden olan ilk olay neydi ve bu olayın başlangıç etkisini kim yaratmıştı ? Bunun muhasebesini hiç yaptınız mı ?

Örneğin; diktiğiniz (ya da diktirdiğiniz) bir ağaç insanları, hayvanları, havayı, suyu... Yani tüm çevreyi nasıl etkiliyor ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; bu sabah size iyi ya da kötü davranan "ilk kişi" hayatınızı nasıl etkiledi ? Bunu gözlemler misiniz ?

Bizler işte bu düşünceden yola çıkarak 2008 yılında 1-3 Mart tarihleri arasında bir iyilik zincirine katıldık ve fırtınalar olmasa bile, rüzgarlar yaratabildik. Yarattığımız rüzgarların, meltemlerin, poyrazların etkilerini yaşayanların kendi kalemlerinden daha sonra paylaşacağız.

Bu güne kadar pek çok küçük iyilik yaptık...
Yaptıklarımız çok basit iyiliklerdi.
Bundan sonra yapacaklarımız da çok basit iyilikler olacak.


İstenilen şey çok basit:Herkes aynı gün içinde
Hiç tanımadığı bir insana
Hiç karşılıksız
Hiç koşulsuz
Hiç beklentisiz küçük bir iyilik yapacak…

Şimdiden not alın, şimdiden iyilik düşünmeye başlayın (iyilik düşünmenin ne kadar zor olduğunu göreceksiniz).

Her ayın ilk üç gününde bir kişiye (isterseniz bir-kaç kişiye), hiç tanımadığınız bir insana küçük bir iyilik yapacaksınız.

Karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz küçük bir iyilik...

Kelebek olun...
Kelebek etkisi yaratın...
Ve bizimle paylaşın...

Tüm kelebeklere sevgiyle , saygıyla...

7 yorum:

zelebek dedi ki...

ben zaten bir kelebeğim....

ama nasıl oldu da benim bu kelebek etkisinden yani nisan ayı içindeki etkiliğinizden haberim olmadı ki...



harika bir yazı hazırlamıssınız ve çok beğendim..kendı adıma geç kalmadığımı biliyorum...ilk işim bir değil birkaç iyilik yapmak olacak...


yıllardır hep derim ki: " sabahları otobüste insanların yüzüne bakınca neden gülümsemezler, yada madem mutsuzlar çalışmasınlar benim ve benim gibilerin olumsuz etkilenmelerine sebep olurlar"...

asansörde "günaydın" yada "iyi akşamlar" demek bu kadar zormudur...

yazacak o kadar çok satırım varki bu konu hakkında burada daha fazla sözü uzatmayayım...

ellerinize ve yüreğinize sağlık.......

Editör dedi ki...

Sevgili zelebek; sizin gibi bir kelebeği tanıdığımız için çok mutlu olduk. Siz ve sizin gibiler hiç eksik olmasınlar dünyamızdan. Sevgi ve saygılarımızla.

gcenker dedi ki...

EMEĞİNİZDEN DOLAYI SİZİ TEBRİK EDİYORUM. SEVGİLER...

Aylin İncekara dedi ki...

Mutluluk da mutsuzlukda bulaşıcıdır.Mutşlu olduğunuzda bu enerji etrafınızda da inanılmaz hissedilir mutsuzlukta öyle . O zaman biz hayatımızda mutluluğu olumluyu pozitifi tercih edeceğiz.Tabi ki olumsuzluklar da yaşıyoruz ama ona bile nerden baktığımız o kadar önemli ki.Mutlu olun mutlu kalın sevgiyle kalın

servis dedi ki...

Paylaştığınız şeyler faydalı bilgiler . Hurda alim merkezi olarak teşekkür eder ve paylaşımlarınızın devamını bekleriz .

Musa YUNUS dedi ki...

Elinize, gönlünüze, bedeninize sağlık

Adsız dedi ki...

Bugibi kisilerin cogalmaşini çok istiyorum iyilikteyarisalim yazilarinizin. Devamini istiyoruz teşekkuler